Evdeki odaları dikkatlice tek tek dolaştım ancak hepsi boştu. Ev bir hayli dağınık vaziyetteydi, her tarafta ev halkının elbiseleri vardı, mutfaktaki yiyecekler yere serpilmiş, çekmeceler dağılmış durumdaydı. İnsanlar sanki alelacele bir yere gitmişlerdi. Çaresiz evden çıktım ve etrafı biraz daha kolaçan ettikten sonra, kapısı açık olan diğer evlere girme cesaretini kendimde bulamadan, aklımda oluşan bir sürü soru işareti eşliğinde kafamda tam da oluşturamadığım yarım yamalak soruların cevabını bir an önce bulma ümidiyle tekrar yola koyuldum. Sokaklardaki bu garipliğin bir anlamı olmalıydı, neden sokaklarda kimse yoktu, bu evler neden boştu. Evimin yakınlarında oturan ve öğretmen olan yakın dostum Serdar' ı arasam mıydı acaba ? Bu düşüncenin mantıklı olup olmadığını anlamak için saate tekrar baktım saat 09:07 yi gösteriyordu. Serdar bu saate öğrencilerine ders veriyor olmalıydı, bu nedenle Serdar' ı aramaktan vazgeçtim ve yürümeye devam ettim.
Bu hikayenin her türlü telif hakkı yazar Hüseyin TOMUK' un kendisine aittir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder