13 Haziran 2012 Çarşamba

ÖLÜLER ŞEHRİ -City ​​of the Dead BÖLÜM 2-2

BÖLÜM 2-2

Çarpmanın etkisiyle ikimizde yere düşmüştük, bana çarpan kişinin kim olduğunu anlamak için gözlerimi adamın yüzüne çevirdim, karşımda orta yaşlı, beyaz sakallı , bıyıkları siyaha boyanmış. siyah iri gözleri olan, orta boylarda bir adam duruyor ve boş gözlerle bana bakıyordu, Birkaç saniye birbirimizi süzdükten sonra, adam düştüğü yerden hızla kalkarak koşmaya devam etti. Ben ise hala yerdeydim ve etrafı izliyordum. Bu sırada yanımdan koşarak geçen insan sayısı hızla artmaya başlamıştı. Kalabalığın büyük çoğunluğu geldiğim yöne doğru koşarak kaçmaya çalışıyor, anneler çocuklarının kollarından sürükleyerek kaçışıyor, kimi erkekler evlerinden topladıkları birkaç eşya ve aileleri ile birlikte arabalarına biniyor ve hızla bulundukları yerden ayrılıyorlardı.

Oturduğum yerde bir süre öyle kaldıktan sonra ayağa kalktım. Kafamı sağımdaki sağa doğru çevirdiğimde iki insanın tek katlı sıvaları dökülmüş , bahçesinde bir iki meyve ağacı olan müstakil bir evin bahçesinde duran küçük bir kızı parçalamaya başlamalarını görmemle düştüğüm dehşet iki katına çıkmıştı, aman Allah'ım bu nasıl olabilirdi? Neden kimse bu küçük kıza yardım etmiyor ve kaçıyordu. İnsanların bu derece korkmasına ve çıldırmışcasına kaçışmalarına neden olan ne olabilirdi? Peki, ben ne yapmalıydım? kaçmalı mıydım? yoksa orada öyle beklemeli miydim? Korkudan ne yapacağımı şaşırmıştım, Bütün bunları düşünürken zavallı küçük kıza yardım etmem gerektiğine kanaat getirdim ve birkaç adım yaklaştım, adımlarımın sayısı fazlalaştıkça manzara daha da netleşmeye başladı. Bu haldeyken küçük kızın kalbinin atması imkânsızdı. Çoktan ölmüştü bile. Hemen aklıma küçük kızım ve eşim geldi Ailemi korumalıydım!!!
Bu hikayenin her türlü telif hakkı yazar Hüseyin TOMUK' un kendisine aittir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder